Sanki bir ağaç vardı aramızda o kadar yakındık. Ama elimizi
uzatamıyor birbirimize bakamıyorduk bile. İki ayrı bankta birbirini tanımadan
uzaklara gözlerini dikmiş hayal kurmaktan çoktan vazgeçmiş iki insandık. Aslında
aramızda denizler, kıtalar vardı. Nereye savrulduğumuzdan bihaberdik. Beraberken
yemyeşil yapraklarla bezeli bize gölgelik olan o ağaç artık çıplak. Hatta
köklerini demir mazgallarla kontrol altına almışlar. Tıpkı bizim gibi. İnsan kendini kontrol eden bir varlıktır. Hele
de saçlarına kırlar düşmüşse. Mevsimin kışına hayat döngüsünün kışı bütün griliğle
eşlik ediyorsa…Toprak yol, döşeli adım taşları ve sahil hiçbirinden eser yok.
Taş döşemişler oturduğumuz sahile. Her şeyin üzerini kapatmışlar.
Ama ne diyor şarkıda, teselli babından; “sevgisizlik
ayrılıktan daha zor, varlığın da yokluğunda yetmiyor.” Sevgisiz değildik,
değiliz ama aşk her şeyi affetmiyor işte. Bu şarkı dilimizden sıkça dökülürdü.
Beni de seni de yakamadım. Bir kıvılcım yeter dedin ama aşk için ölmemeli, aşk
için yaşamalı dedik sonunda.
Yaşıyoruz işte. Her mevsimi gördük, zamanında yedik
meyveleri. Yeni mevsimlere hazırlandık. Tatile çıktık. İşe gittik geldik.
“Geçti o günler unutuldu yeminler,”
Bir o ağaç kaldı.
“Aşkın bahardı, ümitler vardı ama artık sadece sonbahar…
Handan Kılıç
.jpeg)
.jpeg)

.jpeg)
