Anlamak, nasıl devam edileceğini bilmek demektir



Seçme denen özgürlükten bahsedenlerin daha hayatlarının gerçekten çaresiz bırakan deneyimi ile karşılaşmadıklarını düşünüyorum.

Engel olamayacağımız şeyler vardır hayatta. Ne zaman bir şey seçme özgürlüğümü kullanmalıyım duygusunu taşısam hep bir sıkıntı çıktı. Ve hayat bana önüme geleni zorla seçtirdi. Onun için iradenle şunu yaparsın, hayat seçimlerden ibaret gibi sözlere çok inanmıyorum. Hayat çizilmiş bir rota ve sen orada yürürken yapabildiklerini yapıyorsun. Gün geliyor ne yeteneğin ne eğitimlerin hiçbir işe yaramıyor. Misal bir deprem oluyor, ilk bulduğun kıyafeti geçirip üzerine çıkıyorsun, sonrası da yaşamda kalma mücadelesi oluyor. Seçmediğin bir gömlekle sokaktasın ve aceleyle ilk düğmeyi yanlış iliklemişsin. Beceriksiz ya da dikkatsiz olduğun için değil depremde canını kurtarmak istediğin için her şeyi bırakıp çıkmışsın can derdine.

Çok güzel bir fotoğraf makinen varmış, harika koleksiyonların varmış hepsi enkazda kalmış. Sen gömleğinle devam etmişsin. Hayat felaketi yaşamayan izleyen herkes için normale dönünce o şehirden ayrılmışsın, elin boş. Çevrendekiler yine yargılayan gözlerle bakmaya başlamış. Sana olmayan gömleği hissettirmiş. Yardım kolilerinden bir şeyler aramışsın ama nafile, zevkine göre bir şey yok. Bulduğunu giymek zorundasın. Dışarıdan bakanlar, yaşadıklarını bilmeyenler üzerindekilerin eski ya da zevksizce olduğu düşünebilir. Sen de bilirsin bu gömlekle yürünmez sokaklarda, senin bile değildir, kapının arkasında asılı duran, eline ilk gelen kıyafettir ama dönüp yenisini de alamazsın, eski kıyafetlerinin güzelliğini de, kombin yapmayı bildiğini de ispatlayamazsın. Çünkü insanların çoğu görünenin arkasındakini merak etmez. Sen de isyanların, itirazların işe yaramadığını anladığın vakit bir gömleğin olduğuna şükrederek yaşamayı seçmek zorunda kalırsın.

Hayat herkese aynı bereketle akmaz ama hep devam eder. Zamanla senin hayatını alt üst eden depremden habersiz, sence hiçbir dert görmemiş insanlar arasında yaşarsın, sıkıntı ettiklerine bıyık altından gülersin ama hala yeni gömlek alamazsın yenilenme teşebbüslerinde birden orada da artçılar başlar ve beni mi takip ediyor dediğin deprem korkunu tetikler. Bu öyle sarsıcıdır ki bütün zihnini ele geçirir. Gömleği de başkalarını da eski dertlerini de unutursun.

İlla ki herkesin yaşamı kendine ağır gelen tekâmül araçlarıyla doludur ve bunlar çok üst üste geldi mi bir zaman sonra öğrenilmiş çaresizlik kaderin olur.

Babam, biz küçükken süte düşen iki kurbağanın hikayesini çok anlatırdı. Biri çırpınmış kaymak oluşmuş, biri dibe çökmüş boğulmuş. Çırpınıyoruz hepimiz, olduğu kadar bir kaymakla hayata tutunuyoruz. Sütün dibini görmeyenler laf ediyor, başında kaymak var, ben şahsen böyle pis dolaşamam, diye ahkam kesiyor, sen sütün yüzeyine çıktım diye sevinirken.

Bu yüzden seçme denen özgürlükten bahsedenlerin daha hayatlarının gerçekten çaresiz bırakan deneyimi ile karşılaşmadıklarını düşünüyorum.

Olduğun, yaşadığın günü güzelleştirebildiğin kadar yaşamaya başladığında ne gurbette kalanların ne gidip dönmeyenlerin ne de nehirlerin kahverengi akmasını umursarsın…

Hasılı kelam hayatta tek değiştirebileceğimiz şey algımız. Algımızı yönetmek bizim elimizde ve yoksa o bizi yönetir. Seçebileceğimiz tek şey budur ve kolay değildir. Bazen çok uzun ve zorlu bir yolculuktur. Ama en azından bunu anlamak önemli. Çünkü Wittgenstein’ın dediği gibi “Anlamak, nasıl devam edileceğini bilmek demektir.”

 Handan Kılıç

2 comments:

  1. Her an seçim yapıyoruz. Hiçbir şey yapmamak, çaresizdim akıntıya kapıldım demek de bir seçim.. Hatta seçim yapmamak, mümkün değil.. Deprem anında bir gömlek almayı seçmek de bir seçim, koşarak çırılçıplak çıkmak da..
    Ben çaresizim, elimden bir şey gelmez demek bir seçim. Neden böyle bir seçim yaptığımızı düşünmek lazım. Çaresizliğin, umutsuzluğun ardına neden sığınma ihtiyacı duyuyoruz? Harekete geç(e)memek de bir seçim.. Bu seçimi yapmamız, neyi besliyor acaba?
    Diye düşündüm :)

    ReplyDelete
  2. Aslında burada kurban arketipi ile sabotajcı arketipinin yarışmasını görüyoruz. Seçememek bir seçim değil de maruz kaldığımız yaşam şartlarının öğrenilmiş çaresizlik halini pekiştirdiği, erken dönem çocuklukta çevrende başka bir çözüm olduğunu görmemek ileri yaşlarda da uykudan uyanamamak halini de doğuruyor. Aynı ailede farklı çocuklarda farklı tepkiler de aslında değişen anne babaların eserleri... Hayat bu kadar zorken hele de ülkemizde, konfor alanından çıkmamak da bir hak... Geçen bir haber vardı 3 kere kalbi durup ölümden dönen beş kere elektrik çarpan bir adama yine araba çarpmış:) seçim ne hayata yaşamaya devam etmek gibi gibi

    ReplyDelete

Yerleşememek, Ayrılık da Sevdaya Dahil Ve Masumiyet Müzesi

  Öncelikle fotoğrafın konuyla ilgisi yoktur diyecekken ulaşılmak istenen seviyeyi gösterdiğini fark ettim. Her şeyin her şeyle ilgisi var. ...