Edebiyat Vantilatördür

 


Edebiyat vantilatördür. Sıcak, bunaltıcı bir yaz gününde, ruhun terleyen gözeneklerine serinlik üfler. Sessizce döner, ama varlığı hissedilir; kelimelerin ritmik fısıltısıyla havayı, yani zihni hareketlendirir. Bazen yavaş, bazen hızlı; kimi zaman bir şiirin sakin esintisi, kimi zaman bir romanın fırtınası olur.

Vantilatör gibi, edebiyat da eski bir dosttur. Teknolojinin ışıltılı yenilikleri arasında mütevazı durur ama vazgeçilmezdir. Tozlanabilir belki, bir köşede unutulabilir; fakat bir kez çalıştırıldığında, unuttuğunuz o ferahlığı yeniden hatırlatır. Her bir sayfası, kanatların dönüşü gibi, sizi başka bir dünyaya taşır ama aynı zamanda tam da olduğunuz yerde tutar.

Edebiyat, vantilatörün serinliği gibi, herkes için aynı değildir. Kimi için bir öykünün tanıdık kokusu, kimi için bir denemenin keskin soluğu. Kimi serinlemek için ona yaklaşır, kimi uzaktan hissetmeyi sever. Ama herkes, o esintinin dokunduğu yerde bir anlığına da olsa hafifler.

Ve tıpkı vantilatörün fişini çektiğinizde havanın yeniden ağırlaşması gibi, edebiyattan uzaklaştığınızda da zihin durulur, kalabalıklaşır.

Edebiyat vantilatördür; çalışırken fark edilmez belki, ama sustuğunda eksikliği yakar.

 

No comments:

Post a Comment

Bir koku çarptı beni

  Bir koku çarptı bugün beni. Parkta yürüyordum. Aniden yanımdan geçti ve yok oldu. Nasıl hızlı koşuyordu. Ben değil ama zihnim ona yetişti ...